Kapağı açık bırakılmış bir rögar, işaretlenmemiş bir yol çalışması, kamu hastanesinde yaşanan bir tedavi aksaklığı ya da hukuka aykırı biçimde verilmiş bir işyeri kapatma kararı... Kamu idaresinin faaliyetinden zarar gören kişi, bu zararın karşılanmasını idari yargıda tam yargı davasıyla ister. Bu dava, doğrudan idareye karşı tazminat talep etmeyi sağlar; ancak dava açılmadan önce yapılması gereken başvurular ve uyulması gereken süreler, adli yargıdaki tazminat davalarından oldukça farklıdır. Bu yazıda tam yargı davasının dayanağını, idarenin hangi hâllerde sorumlu tutulduğunu, İYUK m. 13 başvurusunu ve Adana'da izlenecek yolu açıklıyoruz.
Tam yargı davasının hukuki dayanağı
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu açıkça hükme bağlar. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 2/1-b ise tam yargı davasını, idari eylem ve işlemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılan dava olarak tanımlar. İptal davasında yalnızca işlemin hukuka uygunluğu denetlenirken, tam yargı davasında hakkın ihlal edildiği kabul edilerek parasal bir tazminata veya hakkın yerine getirilmesine hükmedilir.
Zarara bir kamu görevlisinin kusuru yol açmış olsa bile dava görevliye değil, idareye karşı açılır. Anayasa m. 129/5, memurlar ve diğer kamu görevlileri yetkilerini kullanırken kusur işlediklerinde tazminat talebinin yalnızca idareye yöneltilebileceğini düzenler; tazminatı ödeyen idare, sonradan kusurlu personele rücu edebilir.
İdare hangi hâllerde sorumludur?
Hizmet kusuru
İdarenin sorumluluğunda temel kural hizmet kusurudur. Kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hâlinde hizmet kusurundan söz edilir. Burada belirli bir personelin kişisel kusurunun saptanması şart değildir; hizmetin kuruluşundaki veya işleyişindeki aksaklık yeterlidir. Örnek olarak:
- Bozuk, aydınlatılmamış veya uyarı levhası konulmamış yol ve kaldırımlar yüzünden yaşanan düşme ve kazalar,
- Kanalizasyon ya da yağmur suyu hatlarının bakımsızlığından doğan su baskınları,
- Kamu hastanelerindeki teşhis, tedavi veya organizasyon eksiklikleri,
- Sahipsiz hayvanlara veya tehlike arz eden yapılara karşı gerekli önlemlerin alınmaması,
- Hukuka aykırı bir idari işlemin (işyeri kapatma, ruhsat iptali, görevden alma gibi) uygulanmasından doğan kayıplar.
Kusursuz sorumluluk
Bazı durumlarda idare, kusuru bulunmasa da zararı karşılamakla yükümlüdür. Danıştay içtihatlarıyla gelişen bu sorumluluk türünde iki ilke öne çıkar: Tehlikeli faaliyet veya araçlardan doğan zararlarda risk (tehlike) ilkesi ve kamu yararı için bir kişiye diğerlerinden ağır bir külfet yüklendiğinde fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi. Kamu yararına yürütülen bir altyapı çalışmasının bir dükkânı aylarca kullanılamaz hâle getirmesi, ikinci ilkeye tipik bir örnektir. Terör eylemlerinden doğan zararlar için ise 5233 sayılı Kanun ayrı bir zarar tespit komisyonu usulü öngörür; bu yolun dava öncesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Adli yargıya giden istisnalar
Kamu kurumlarına karşı açılan her tazminat davası idare mahkemesinde görülmez. İşleteni veya sahibi devlet ya da başka bir kamu kuruluşu olan araçların sebep olduğu zararlar da dahil olmak üzere, Karayolları Trafik Kanunu'ndan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür (2918 s. KTK m. 110). Belediye şirketleri gibi özel hukuk tüzel kişilerine yöneltilen talepler de kural olarak adli yargının alanındadır. Yanlış yargı yerinin seçilmesi zaman kaybettirir; bununla birlikte adli yargıda açılan tam yargı davası görev yönünden reddedilirse, sonradan idari yargıda açılacak davada yeniden idareye başvuru şartı aranmaz (İYUK m. 13/2).
Dava açmadan önce: İdareye başvuru ve süreler
İdari eylemden doğan zararlar (İYUK m. 13)
Zarar bir idari eylemden doğmuşsa, dava açmadan önce ilgili idareye başvurmak zorunludur. Kanun bu başvuru için iki ayrı sınır koyar: eylemin yazılı bildirimle ya da başka bir yolla öğrenilmesinden başlayarak bir yıl; öğrenme tarihi ne olursa olsun, eylemin gerçekleştiği günden başlayarak beş yıl. İdare talebi kısmen ya da tamamen reddederse ret işleminin tebliğini izleyen günden; otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar. İdare mahkemelerinde bu süre, özel kanunlarda aksi öngörülmedikçe altmış gündür (İYUK m. 7).
Başvuru dilekçesinde zararın nasıl ve ne zaman doğduğu, istenen maddi ve manevi tazminat tutarları ayrı ayrı ve faiz talebi açıkça yazılmalıdır. Kamu sağlık kuruluşlarına yönelik talepler için Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 43. maddesi de tutarların ayrı ayrı gösterilmesini öngörür; bu özen diğer başvurular için de yerinde bir uygulamadır.
İdari işlemden doğan zararlar (İYUK m. 12)
Zarar bir idari işlemden kaynaklanıyorsa üç seçenek bulunur: doğrudan tam yargı davası açmak, iptal ve tam yargı davalarını birlikte açmak ya da önce iptal davası açıp kararın tebliğinden veya işlemin uygulanmasından itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açmak. İptal davasına ilişkin sürelerin ayrıntıları için iptal davası açma süresi yazımıza göz atabilirsiniz.
İşlem kaynaklı zararlarda, işlemin süresi içinde iptal davasına konu edilmemesi sonradan tazminat istemini zorlaştırabilir. Bu nedenle işlem tebliğ edildiği anda iki davanın birlikte açılıp açılmayacağına karar verilmesi önemlidir.
Yetkili mahkeme ve yargılama
İdari sözleşmeler dışındaki tam yargı davalarında yetkili mahkeme İYUK m. 36'da sırayla belirlenmiştir: önce zarara yol açan idari uyuşmazlığı çözmeye yetkili mahkeme; zarar bayındırlık, ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin bir eyleminden doğmuşsa hizmetin görüldüğü ya da eylemin yapıldığı yer; diğer hâllerde davacının ikametgâhının bulunduğu yer idare mahkemesi. Adana sınırları içindeki bir yol çukurundan doğan zarar için dava, kural olarak Adana idare mahkemelerinde açılır. İdari yargıda yetki kamu düzenindendir (İYUK m. 32/2); yetkisiz mahkemeye açılan dava yetkili yere gönderilse de bu, dosyanın gecikmesi anlamına gelir.
Yargılama yazılı olarak yürür; dilekçe ve savunmalar karşılıklı tebliğ edilir, gerektiğinde bilirkişi incelemesi veya keşif yapılır. Tam yargı davalarında dilekçede belirtilen miktar, harcı ödenmek suretiyle nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus artırılabilir (İYUK m. 16/4). Bu imkân, zararın başlangıçta tam olarak bilinmediği dosyalarda davayı makul bir tutarla açıp bilirkişi raporundan sonra talebi güncellemeye olanak verir. İlk derece kararlarına karşı bölge idare mahkemesine istinaf yolu açıktır.
Hazırlanması gereken belgeler
- Olay yerinin fotoğrafları, video kayıtları ve varsa tanık bilgileri,
- Kolluk tutanakları, olay yeri tespit tutanağı veya zabıta raporu,
- Hastane kayıtları, epikriz ve maluliyet raporları,
- Hasar faturaları, ekspertiz raporları ve gelir kaybını gösteren belgeler,
- İdareye yapılan başvurunun tarihli örneği ile idarenin cevabı,
- Zarara yol açan idari işlemin tebliğ belgesi.
Bedensel zarar içeren dosyalarda iş göremezlik oranı ve buna bağlı kayıpların hesabı belirleyicidir; bu konudaki temel kavramları geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı yazımızda açıkladık. Kamu hastanesindeki tıbbi müdahalelerden doğan zararların kendine özgü yönleri için malpraktis tazminat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
- İYUK m. 13'teki ön başvuruyu atlayarak doğrudan idare mahkemesine dava açmak.
- İdarenin otuz günlük sessizliğinden sonra cevap beklerken altmış günlük dava süresini kaçırmak.
- Kamu görevlisini kişisel olarak adli yargıda dava etmek.
- Kamu aracının karıştığı bir trafik kazası için idare mahkemesine başvurmak.
- Başvuruda tazminat kalemlerini ve faiz talebini belirsiz bırakmak.
Sık Sorulan Sorular
Belediye yolundaki çukur yüzünden aracım zarar gördü; ne yapmalıyım?
Önce hasarı fotoğraf, tutanak ve ekspertizle belgeleyin. Ardından yolun bakımından sorumlu idareye, olayı öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl içinde yazılı başvuruda bulunun. Ret veya otuz günlük sessizlik sonrasında altmış gün içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilir.
Manevi tazminat istenebilir mi?
Evet. Kişide acı ve üzüntüye yol açan idari eylem ve işlemler için manevi tazminat da talep edilebilir. Tutarı mahkeme olayın özelliklerine göre takdir eder; talep, başvuru dilekçesinde maddi tazminattan ayrı gösterilmelidir.
İdare başvuruma hiç cevap vermezse ne olur?
Otuz gün içinde cevap verilmemesi, isteğin reddedildiği anlamına gelir. Bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi işlemeye başlar; geç gelecek bir cevabı beklemek süreyi kaçırma riskini doğurur.
Faiz hangi tarihten itibaren istenebilir?
Faizin türü ve başlangıç tarihi hem idareye başvuruda hem dava dilekçesinde açıkça talep edilmelidir. Uygulamada idareye başvuru tarihi sıklıkla başlangıç olarak esas alınsa da sonucu somut olay ve talebin içeriği belirler.
Bu bilgiler genel niteliktedir; somut olay bakımından hukuki danışmanlık yerine geçmez.